Başlık biraz da saygıdeğer Bernar Nahum‘un “Koç’ta 44 yılım” isimli kitabını anımsattı. Olsun değiştirmiyorum.
Bilen bilir, bilişim ve iletişim üzerine işler yapan bir firmada çalışıyorum. Dolayısıyla Türk Telekom ile bir çok işimiz oluyor. Telefonda ve telekom müdürlüklerinde saatlerimizi harcıyoruz. Sağolsun bir çok arkadaş çok yardımcı oluyorlar. Öyle ya da böyle işimiz görülüyor. Ama Türk Telekom ile çalışıyor olmak gerçekten sabır isteyen bir iş. Anlatayım…
Bir müşterimize noktadan noktaya G.Shdsl devre bağlamamız gerekiyor. Devrenin açıldığı bilgisini Türk Telekom’dan aldık. VLAN tanımları yapıldı. Ben de yüklendim çantamı, kablomu, gittim. Her şeyi hallettim, çıkıp apartmandaki telefon kutusuna iç şebekeyi bağlamak kaldı. Ben de bağladım, olmadı. Söktüm bir daha bağladım, olmadı.
Kabloyu değiştirdim, bağladım, olmadı. Çalışan başka bir devrenin kablosunu söküp denedim olmadı.
Olmadı sevgili okur. Akşam oldu, Güngören’deyim. Soğuktan kısır kalmak üzereyim. O derece bir soğuk var. Ceviz çatlatan soğuğu var Güngören’de o gün. Olmadı arkadaş. Bağlayamadık devreyi. Patron da kesin emir vermiş. X Mağazalarının işi bitmezse ofise gelme demiş. Ulan bağlayamıyorum devreyi?!
Tabii bu kadar şeyi denerken insanın aklına elindeki değerler de geliyor, düşünüyorsun. Telekom ne dedi? Devre açık dedi. Peki.. VLAN yapıldı mı? Yapıldı. Ona da peki. Daha bir sürü değer.. Hepsini düşündüm. Gerekli yerleri aradım. Türk Telekom çağrı merkezi görevlileriyle telefon arkadaşı olduk. Ama devre çalışmıyor!?
Neyse sevgili okur uzatmayalım. Bu böyle 15 gün falan sürdü. Arıyoruz, gidiyoruz, elektrikçi götürüyoruz, yeniden kablolar çektiriyoruz, olmuyor! Patron tepemde. “Hallet” diyor. “Halledeceğim diyorum. Hayır yani ben Mecidiyeköy’den Güngören’e gidiyorum bir de. Anasının şeyi kadar yol. Şey çok göreceli oldu. Türk Telekom’u aradım. Bana bilmemnerenin bilmemne müdürlüğünün numarasını verdiler. Orayı aradım, “biz bakmıyoruz” diyerek bilmemne dairesinin numarasını verdiler aradım, “haa onun için şurayı arayacaksın” dediler orayı da aradım…
Sevgili okur şimdi dikkat. En son aldığım numarayı aradım. Ve bu numarayı bana veren, Türkiye’de tekel haline gelmiş, bilişim ve iletişim şirketi Türk Telekom’u temsilen telefona çıkan bir insandır. Aradım o numarayı. Ortaya çıkan diyalogu aynen aktarıyorum.
Ben: İyi günler, ismim Hakan Şimşek, bir G.Shdsl devre için arıza kaydı bırakmak için aramıştım.
TT : Nasıl?
Ben: G.Shdsl devre için arıza kaydı bırakmak istiyorum, numaranızı bilmemne telekom dairesinden aldım.
*Cizzziiuuuuuuurrrrrrr*
TT: Pardon, pardon bir saniye..
*Ehmeeet! Ehmet gel bir telefona bak.. Arıza bırakmak için aramışlar.*
*Ne arızası lan?*
*Bilmiyorum bak açık telefon.*
*Vuiiiijiiyuuzzzztt*
TT : Alö?
Ben: İyi günler beyefendi bir G.Shdsl devre için arıza kaydı bırakmak için aramıştım. Devre numarası..
*riijjjzzzzooğaaerrrrzzzjjjttt*
TT : Siz nereyi aradınız beyefendi?
Ben: Türk Telekom bilmemne bölgesi bilmemne dairesi değil mi orası?
TT : Yok arkadaşım burası Torrik Alüminyum Doğrama.
Ben: A.. anlayamadım?
AD : Yanlış numara arkadaşım.
Ben: P-pardon.. çok pardon. Kolay gelsin size.
*Reaaooooozzzzztttt* (meğer bunlar atölyeden gelen testere sesleriymiş ya lan okur?)
*tıkırt* (Telefonu yüzüme kapattı)
Ben: ANANIAVRADINIBACINIKARINIKIZINIBABANIDAYINI…
*10 dakika sessizlik*
Rakam hafızam çok zayıftır. O yüzden, IP adresi olsun, telefon numarası olsun işime yarayacak her numarayı hemen not defterime yazarım. Telefonu kapattıktan sonra not defterime baktım, telefonun ekranındaki numaraya baktım. Yanlış çevirdim kesin diye düşündüm. Baktım numara da doğru. Delirmenin eşiğinden döndüm sevgili okur.
Ama o küfür bizim uçak hangarı genişliğinde ve asla ısınmayan ofisimizde çok güzel yankılandı. Sanırsın ki spring reverb.
Bu olaylar olurken, bir yandan da arıza kayıtları bırakıyoruz Türk Telekom’a. Çünkü başka türlü iş yapmıyor adamlar. Normaldir, şirket politikasıdır. Ama daha komik olan, bana dönüş yapabilsinler diye cep telefonu numaramı bırakıyorum. Aramadıkları gibi bir de arıza kaydımı siliyorlar. Sebebini sorunca da “Size cepten ulaşamadık” diyorlar.
Yahu arkadaşım, bana cepten ulaşamamış olman, benim arızamın giderildiği manasına mı geliyor? Kaldı ki, aramadılar. Bunu Kim Aramış? mesajlarına dayanarak söylemiyorum. Ben bu acı tecrübeleri yaşadıktan sonra öğrendim ki, Türk Telekom sabit numaralar dışında numaraları aramıyor! Bir de bana yalan söylüyorlar, özürleri kabahatlerinden beter.
Sonunda kalktım ilgili Türk Telekom Bölge Müdürlüğü’ne gittim. Teknik Müdür ile görüşmek istediğimi söyledim, gittim yanına adamın. 20 gün boyunca tüm uğraşımı anlattım. Bana verilen, aradığım telefon numaralarını, görüştüğüm insanların söylediklerini, bıraktığım arıza kayıtlarını, sahada bizzat yaptığım testleri bir bir anlattım. Adam bakışlarımdan ağlamak üzere olduğumu anlamış olacak ki, hemen devre numarasını istedi. Günlerden Cuma idi. Pazartesi günü bu işi bitirteceğini söyledi.
Pazartesi günü ekip gelmedi. Aradık, sorduk, çağırdık Çarşamba günü getirtebildik. Onlar da işi yapamadı. Teknik bir takım problemlerden bahsettiler, kablo ekibinin gelmesi gerektiğini söylediler ve gittiler. Kablo ekibinin gelmesi de 5 günü buldu. Biz bunu 1 hafta sonra farkettik tabii. Neden diyeceksin sevgili okur. Söyleyeyim.
Kablo ekibi gelip işini görmüş. Ellerinde adres ve ayrıntı olduğu halde hemen bitişiklerindeki mağazaya bir bilgi bırakmaya erinmişler. Yine her türlü iletişim bilgisini vermemize rağmen bizi de arayamamışlar.
Uzun lafın kısası bu işi bitirdik. Ama öyle, ama böyle bitti bu iş. İşin bittiği gün göğsümü gere gere patronun odasına girdim. Olan biteni anlattım. Sağolsun hak verdi, tecrübelerini paylaştı ve tabii ki hafif cilaladı ve parlattı.
Türk Telekom ile böyle 20 gün geçirdim.
Unutmadan söyleyeyim; herhangi bir web sitesini kapatmakta 15 dakika bile gecikmeyen Türk Telekom ile yazıda adı geçen Türk Telekom; aynı şirketlerdir.

Sevgilerimi sunuyorum,
Hakan Şimşek, Ofis Şubat 2009